Türkiye’nin en Büyük Biyografi ve Otobiyografi Sitesi

Ahmed Arif

Ahmed Arif

Hasretin şairi.

Doğum Tarihi: 21.Nisan.1927

Ölüm tarihi: 02.Haziran.1991

Ahmed Arif kaç yaşında öldü : 64

Burcu: Boğa

Meslek: Şair

Doğum Yeri: Diyarbakır

Ölüm Yeri:  Ankara

Ahmed Arif, Türk şair ve gazetecidir. Anadolu'nun halk kültürü, toplumsal mücadele, aşk, özlem, özgürlük ve direnme temalarını kendine özgü şiir diliyle işledi. Hayattayken yayımlanan tek şiir kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim, Türk şiirinin geniş okur kitlelerine ulaşan eserlerinden biri oldu.

Ahmed Arif, 21 Nisan 1927 tarihinde Diyarbakır'da doğdu. Asıl adı Ahmed Önal'dır. Babası Kerkük kökenli Arif Hikmet Bey, annesi Sare Hanım'dır. Annesini henüz iki yaşındayken kaybetti. Daha sonra babasının evlendiği Arife Hanım tarafından büyütüldü.



Çocukluğu ve Eğitimi

Ahmed Arif'in çocukluğu, babasının memuriyeti nedeniyle Güneydoğu Anadolu'nun farklı yerlerinde geçti. İlkokulu Siverek'te tamamladı. Ortaokul öğrenimini Urfa'da sürdürdü, daha sonra parasız yatılı öğrenci olarak Afyon Lisesinde okudu.

Şiire ilgisi öğrencilik yıllarında gelişti. İlk şiirlerinden “Gözlerin”, 1942 yılında Afyon Halkevinin yayımladığı Taşpınar dergisinde çıktı. Lise yıllarında Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Muhip Dıranas, Ahmet Haşim, Cahit Külebi, Behçet Necatigil, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Cahit Sıtkı Tarancı gibi şairleri okudu.

Liseden sonra bir süre Uşak'ta ağabeyinin yanında kaldı. Askerliğini İstanbul Riva'da yaptı ve 1947 yılında terhis edildi.

Aynı yıl yükseköğrenim için Ankara'ya giderek Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydoldu. Ancak ilerleyen yıllarda yaşadığı tutukluluklar nedeniyle üniversite öğrenimini tamamlayamadı.

Şiir ve Çalışma Hayatı

Ahmed Arif'in şiirleri 1940'lı yıllardan itibaren çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başladı. Attila İlhan'ın hazırladığı ve Varlık Yayınları tarafından çıkarılan Şiirler 1948 antolojisinde “Rüstemo” adlı şiiriyle yer aldı.

Şiirleri daha sonraki yıllarda İnkılâpçı Gençlik, Meydan, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber, Yeni Ufuklar, Kaynak ve Pazar Postası gibi yayınlarda okurla buluştu.

1948 yılında Dışişleri Bakanlığının açtığı bir sınavı kazandı. Ancak İtalyan Komünist Partisi lideri Palmiro Togliatti'ye yönelik suikast girişiminin ardından yazdığı ve “Palmiro” adıyla bilinen şiiri nedeniyle gözaltına alındı. Şiirin müsveddelerinin çoğaltılarak dolaşıma girmesi üzerine sorgulandı. Bu olay Dışişleri Bakanlığındaki görev sürecini de etkiledi.

Daha sonra Merkez Bankasında çalışmaya başlayan Ahmed Arif, bir yandan da üniversite eğitimini sürdürmeye çalıştı. İlerleyen yıllarda gazetelerde düzeltmenlik ve redaktörlük yaptı. Medeniyet, Öncü ve Halkçı gazetelerinde çalıştı. 1977 yılında gazetecilikten emekli oldu.

Tutuklanması ve Cezaevi Yılları

Ahmed Arif, 1950 yılında siyasi faaliyetleri nedeniyle ilk kez tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı. 1952'de ise Türkiye Komünist Partisine yönelik olarak gerçekleştirilen ve “1951 TKP Tevkifatı” ya da “51 Tevkifatı” adıyla bilinen soruşturma kapsamında yeniden tutuklandı.

Bu süreçte İstanbul'a götürüldü ve Sansaryan Han'da ağır sorgulamalara maruz kaldı. Uzun tutukluluk döneminin ardından yargılandı. Cezaevi ve gözetim altında tutulduğu dönem, şiirindeki hapishane, özlem, özgürlük ve direnme imgelerinin oluşmasında önemli bir yer tuttu.

1954 yılında tahliye edildikten sonra gözetim altında tutulmak üzere Diyarbakır'a gitti. Burada bir süre tuğla ve kiremit fabrikasında kâtiplik yaptı. Daha sonra yeniden Ankara'ya döndü.

Otuzüç Kurşun

Ahmed Arif'in en tanınmış şiirlerinden biri “Otuzüç Kurşun”dur. Şiirin konusu, 1943 yılında Van'ın Özalp ilçesi yakınlarında meydana gelen ve 33 köylünün öldürülmesiyle sonuçlanan, tarihe Muğlalı Olayı veya 33 Kurşun Olayı olarak geçen vakadır.

Ahmed Arif, olaydan yıllar sonra haberdar oldu ve yaşananları bir ağıt biçiminde şiire taşıdı. “Otuzüç Kurşun”, yayımlanmadan önce elden ele dolaşarak tanınan şiirlerinden biri oldu ve daha sonra Hasretinden Prangalar Eskittim kitabında yer aldı.

Şiir Anlayışı

Ahmed Arif'in şiir dünyasının oluşmasında Anadolu halk kültürü, halk şiiri ve sözlü anlatım geleneğinin yanı sıra Nazım Hikmet'in açtığı toplumcu şiir çizgisinin etkisi oldu. Bununla birlikte zaman içinde kendine özgü bir söyleyiş geliştirdi.

Şiirlerinde özellikle aşk, hasret, mahpusluk, özgürlük, yoksulluk, dayanışma, başkaldırı ve Anadolu insanının yaşantısını işledi. Halk söyleyişlerinden, yerel sözcüklerden ve Anadolu'nun kültürel birikiminden yararlanırken kısa ve vurucu dizeler, tekrarlar ve güçlü imgeler kullandı.

Şiirlerindeki ritim yalnızca ses uyumundan değil, sözcük ve cümle tekrarlarından da kaynaklanır. Bu özellikler şiirlerinin sözlü olarak okunmasını ve müzikle buluşmasını kolaylaştırdı. Çok sayıda şiiri farklı sanatçılar tarafından bestelendi.

Hasretinden Prangalar Eskittim

Ahmed Arif'in hayattayken yayımlanan tek şiir kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim, 1968 yılında yayımlandı. Kitap kısa sürede geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı ve sonraki yıllarda çok sayıda yeni baskı yaptı.

Kitapta “Sevdan Beni”, “İçerde”, “Karanfil Sokağı”, “Yalnız Değiliz”, “Merhaba”, “Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden”, “Akşam Erken İner Mahpushaneye”, “Suskun”, “Ay Karanlık”, “Vay Kurban”, “Unutamadığım”, “Kara”, “Bu Zindan Bu Kırgın Bu Can Pazarı”, “Uy Havar!”, “Anadolu”, “Leylim Leylim”, “Hasretinden Prangalar Eskittim”, “Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi” ve “Otuzüç Kurşun” şiirleri yer aldı.

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif'in yaşamı boyunca yayımladığı tek şiir kitabı olarak kaldı. Buna rağmen eserinin gördüğü ilgi ve şiirlerinin kuşaklar boyunca okunması, onu Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin tanınmış isimlerinden biri haline getirdi.

Leyla Erbil'e Mektupları

Ahmed Arif, 1954-1959 yılları arasında yazar Leyla Erbil'e çok sayıda mektup yazdı. Arif'in Erbil'e duyduğu karşılıksız aşkın yanı sıra dönemin edebiyat ortamı, şiir, yaşam ve siyasi baskılar hakkındaki düşüncelerini de içeren bu mektuplar uzun yıllar yayımlanmadı.

Mektuplar, Ahmed Arif'in ölümünden yıllar sonra 2013 yılında Leylim Leylim: Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar adıyla kitaplaştırıldı.

Ailesi

Ahmed Arif, 1967 yılında Aynur Hanım ile evlendi. Çiftin Filinta adını verdikleri oğulları 1972 yılında dünyaya geldi.

Ölümü

Ahmed Arif, 2 Haziran 1991 tarihinde Ankara'daki evinde 64 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi ertesi gün Maltepe Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Ölümünden sonra yayımlanan eserleri, mektupları ve daha önce kitaplarına alınmamış şiirleriyle edebî mirası genişledi. Cemal Süreya'ya yazdığı mektuplar 1992'de, ilk kitabına girmeyen şiirlerinden oluşan Yurdum Benim Şahdamarım 2003'te, Leyla Erbil'e yazdığı mektuplar ise 2013'te Leylim Leylim adıyla yayımlandı.

Eserleri

1968 - Hasretinden Prangalar Eskittim (şiir)
1992 - Cemal Süreya'ya Mektuplar (mektup; ölümünden sonra)
2003 - Yurdum Benim Şahdamarım (şiir; ölümünden sonra)
2013 - Leylim Leylim: Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar (mektup; ölümünden sonra)

Şiirlerinden Bazıları

Akşam Erken İner Mahpushaneye
Anadolu
Ay Karanlık
Bu Zindan Bu Kırgın Bu Can Pazarı
Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi
Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden
Hasretinden Prangalar Eskittim
İçerde
Kara
Karanfil Sokağı
Leylim Leylim
Merhaba
Otuzüç Kurşun
Sevdan Beni
Suskun
Unutamadığım
Uy Havar!
Vay Kurban
Yalnız Değiliz

Bestelenen Şiirlerinden Bazıları

Akşam Erken İner Mahpushaneye - Cem Karaca
Akşam Erken İner Mahpushaneye - Fuat Saka
Ay Karanlık - Ahmet Kaya, “Maviye Çalar Gözlerin”
Ay Karanlık - Cem Karaca
Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi - Cem Karaca, “Adiloş Bebe”
Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi - Grup Yorum, “Adiloş Bebe”
Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi - Edip Akbayram, “Adiloş Bebe”
Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi - Kızılırmak, “Adiloş Bebe”
Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi - Moğollar, “Adiloş Bebe”
Hasretinden Prangalar Eskittim - Ahmet Kaya
Hasretinden Prangalar Eskittim - Suavi
İçerde - Rahmi Saltuk, “Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin”
İçerde - Manuş Baba, “Haberin Var Mı?”
Kara - Cem Karaca, “Karam”
Kara - Grup Ekin, “De Be Aslan Karam”
Otuzüç Kurşun - Cem Karaca
Otuzüç Kurşun - Grup Baran
Otuzüç Kurşun - Zülfü Livaneli, “Kirvem”
Otuzüç Kurşun - Fikret Kızılok, “Vurulmuşum”
Otuzüç Kurşun - Onur Akın
Otuzüç Kurşun - Ciwan Haco, “Sî û Sê Gule”
Sevdan Beni - Cem Karaca
Sevdan Beni - Fikret Kızılok, “Haberin Var Mı”
Sevdan Beni - Funda Arar, “Haberin Var Mı?”
Sevdan Beni - Mehmet Erdem, “Haberin Var Mı?”
Suskun - Fikret Kızılok, “İki Parça Can”
Suskun - Ahmet Kaya
Suskun - Edip Akbayram
Suskun - Alaaddin Us
Unutamadığım - Cem Karaca
Unutamadığım - Grup Baran
Uy Havar! - Ahmet Kaya, “Oy Havar”
Vay Kurban - Cem Karaca
Vay Kurban - Grup Baran, “Seni Sevmek Felsefedir”
Vay Kurban - Grup Yorum, “Gün Ola”



Kaynak:Biyografiler.com