Türkiye’nin en Büyük Biyografi ve Otobiyografi Sitesi

Mustafa Kemal ATATÜRK

Mustafa Kemal ATATÜRK

Doğum Tarihi: 19.Mayıs.1881

Mustafa Kemal ATATÜRK kaç yaşında : 145

Burcu: Boğa

Meslek: Cumhurbaşkanı, Başkomutan

Doğum Yeri: Selanik

Asker, devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı.

Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yetişmiş asker ve devlet adamı; Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır. Askerî kariyerinde Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, Çanakkale Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nda görev aldı; 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlayan Millî Mücadele’nin siyasi ve askerî liderliğini üstlendi. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesine öncülük etti ve ölümüne kadar Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.



Ailesi, Kökenleri ve Çocukluğu

Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli liman kentlerinden Selanik’te dünyaya geldi. Doğduğu gün ve ay kesin olarak bilinmemektedir. Babası Ali Rıza Bey, annesi Zübeyde Hanım’dır.

Baba tarafından ailesi Rumeli’ye yerleşmiş Türkmen/Yörük topluluklarıyla, anne tarafından ailesi ise Orta Anadolu’dan Rumeli’ye yerleştirilen ve “Evlad-ı Fatihan” olarak anılan Türk topluluklarıyla bağlantılıdır. Babası Ali Rıza Bey çeşitli memuriyetlerde bulunmuş, daha sonra ticaretle uğraşmıştır. Annesi Zübeyde Hanım ise geleneksel değerlere bağlı, çocuklarının eğitimine önem veren bir aile ortamından geliyordu.

Ali Rıza Bey ile Zübeyde Hanım’ın Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule Atadan ve Naciye adlı çocukları oldu. Mustafa ile Makbule dışındaki kardeşleri küçük yaşlarda hayatlarını kaybettiler.

Mustafa’nın eğitimi konusunda anne ve babası arasında başlangıçta görüş ayrılığı yaşandı. Zübeyde Hanım geleneksel eğitim veren mahalle mektebini tercih ederken Ali Rıza Bey, modern öğretim yöntemlerinin uygulandığı Şemsi Efendi Okulu’na gitmesini istiyordu. Mustafa kısa süre mahalle mektebine devam ettikten sonra Şemsi Efendi Okulu’na geçti.

Şemsi Efendi Okulu, dönemin geleneksel mahalle mekteplerinden farklı olarak kara tahta, tebeşir, öğretmen masası ve çeşitli eğitim araçlarının kullanıldığı çağdaş bir eğitim anlayışına sahipti.

Babası Ali Rıza Bey’in 1888 yılında hayatını kaybetmesi aileyi ekonomik açıdan zor durumda bıraktı. Bunun üzerine Zübeyde Hanım çocuklarıyla birlikte kardeşi Hüseyin Ağa’nın Langaza yakınlarındaki çiftliğine gitti. Mustafa bir süre burada kaldıktan sonra öğrenimine devam edebilmesi için yeniden Selanik’e gönderildi.

Zübeyde Hanım daha sonra Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile evlendi. Mustafa, çocukluk yıllarında annesinin ikinci evliliğine tepki göstererek bir süre aileden uzaklaştı. Yıllar sonra Afet İnan’a bu dönemi anlatırken üvey babasının kendisine saygılı davrandığını belirtmiş ve çocukluk yıllarındaki tepkisini şu sözlerle ifade etmiştir:

“Anamın böyle bir aile bağı yapmasını takdir ettim. Ancak çocukluk duygum isyandan ibaretti.”
— Mustafa Kemal Atatürk

Askerî Eğitimi

Mustafa Kemal bir süre Selanik Mülkiye Rüştiyesi’ne devam ettikten sonra askerlik mesleğine ilgi duyarak Selanik Askerî Rüştiyesi’ne girdi. Buradaki matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi, öğrencisinin yeteneğinden etkilenerek ona “Kemal” adını verdi. Böylece Mustafa adı, Mustafa Kemal olarak kullanılmaya başlandı.

Askerî Rüştiye yıllarında özellikle matematiğe ilgi gösteren Mustafa Kemal, bu alandaki başarısını yıllar sonra şöyle anlattı:

“Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım. Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim. Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum, yazılı sorular düzenliyordum. Matematik öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu.”
— Mustafa Kemal Atatürk

Daha sonra Manastır Askerî İdadisi’ne girdi. Manastır yılları Mustafa Kemal’in yalnızca askerî değil, düşünsel gelişiminde de önemli bir dönem oldu. Arkadaşı Ömer Naci aracılığıyla edebiyat ve hitabete ilgi duydu. Namık Kemal başta olmak üzere dönemin fikir adamlarını okudu. Fransızcasını geliştirdi ve Voltaire ile Jean Jacques Rousseau gibi Avrupa düşünürlerinin eserleriyle tanıştı. Tarih öğretmeni Mehmet Tevfik Bey’in dersleri de tarih ve siyaset konularına ilgisinin artmasında etkili oldu.

Şiir ve edebiyata ilgisi öğretmenlerinin dikkatini çekmişti. Askerlik mesleğine daha fazla yönelmesi tavsiye edilmesine rağmen güzel konuşma ve yazma merakı devam etti. Bu yıllardaki hitabet çalışmalarını daha sonra şöyle anlattı:

“Şiir yazmak hakkında idadi hocasının vazettiği memnuiyeti unutmuyordum. Fakat güzel söylemek ve yazmak hevesi bakiydi. Teneffüs zamanlarında hitabet talimleri yapıyorduk. Saati ellerimize alıyor, ‘Bu kadar dakika sen, bu kadar dakika ben söyleyeceğim’ diye müsabaka ve münakaşalar tertip ediyorduk.”
— Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal, 1899 yılında İstanbul’daki Harp Okulu’na girdi. Burada Ali Fuat Cebesoy ve Asım Gündüz gibi daha sonraki yıllarda birlikte görev yapacağı isimlerle tanıştı. 1902 yılında teğmen olarak mezun olduktan sonra Harp Akademisi’ne geçti.

Harp Akademisi yıllarında Mustafa Kemal’in yetenekleri çevresindeki üst rütbeli askerlerin de dikkatini çekti. Ali Fuat Cebesoy’un babası İsmail Fazıl Paşa’nın evinde tanıştığı Osman Nizami Paşa, genç Mustafa Kemal hakkındaki düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:

“Mustafa Kemal Efendi oğlum görüyorum ki, İsmail Fazıl Paşa seni takdir etmek hususunda yanılmamış. Şimdi ben de onunla hemfikirim. Sen bizler gibi yalnız Erkân-ı Harb zabiti olarak normal hayata atılmayacaksın. Keskin zekân ve yüksek kabiliyetin memleketin geleceği üzere müessir olacaktır. Bu sözlerimi bir kompliman olarak alma, sen de memleketin başına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet ve zekâ emareleri görmekteyim. İnşallah yanılmamış olurum.”
— Osman Nizami Paşa

Harp Akademisi yıllarında ülkenin siyasi ve askerî sorunlarıyla yakından ilgilenmeye başladı. Arkadaşlarıyla birlikte el yazısıyla bir gazete hazırlayarak düşüncelerini öğrenciler arasında yaymaya çalıştı.

“Binlerce kişiden ibaret olan Harbiye talebesine bu keşfimizi anlatmak hevesine düştük. Mektepte el yazısıyla bir gazete tesis ettik. Sınıf dâhilinde ufak teşkilatımız vardı. Ben heyet-i idareye dâhildim. Gazetenin yazılarını ekseriyetle ben yazıyordum.”
— Mustafa Kemal Atatürk

11 Ocak 1905 tarihinde Harp Akademisi’nden kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.

İlk Askerî Görevleri

Kurmay yüzbaşı Mustafa Kemal’in ilk görev yeri Şam oldu. Burada 5. Ordu emrinde görev yaptı. Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu siyasi ve askerî sorunları yakından gözlemledi ve arkadaşlarıyla birlikte Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin kuruluşunda yer aldı.

1907 yılında kıdemli yüzbaşılığa yükselerek Manastır’daki 3. Ordu’ya atandı. 1909 yılında İstanbul’da meydana gelen 31 Mart Vakası’nın ardından şehre gelen Hareket Ordusu içinde görev yaptı. 1910 yılında Fransa’da gerçekleştirilen Picardie Manevraları’na katıldı.

Trablusgarp ve Balkan Savaşları

1911 yılında İtalya’nın Trablusgarp’ı işgal etmesi üzerine Mustafa Kemal ve bazı Osmanlı subayları gizlice bölgeye geçti. Mustafa Kemal, Tobruk ve Derne çevresindeki yerel kuvvetlerin örgütlenmesinde ve İtalyan birliklerine karşı yürütülen mücadelede görev aldı. 1912 yılında Derne Komutanlığına getirildi.

Balkan Savaşları başlayınca İstanbul’a döndü. Gelibolu ve Bolayır bölgesinde görev yaptı; Edirne ve çevresinin yeniden Osmanlı yönetimine geçmesi sürecinde askerî görevler üstlendi.

1913 yılında Sofya’ya askerî ataşe olarak gönderildi. Bu görev sırasında Balkan ülkelerinin siyasi ve askerî yapılarını yakından inceleme fırsatı buldu. 1914 yılında yarbaylığa yükseldi.

Çanakkale Savaşları

Birinci Dünya Savaşı başladığında Mustafa Kemal, Tekirdağ’da kurulmakta olan 19. Tümenin komutanlığına getirildi. 25 Nisan 1915 tarihinde İtilaf kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yapması üzerine birliklerini hızla Arıburnu ve Conkbayırı bölgesine sevk etti.

Mustafa Kemal’in Çanakkale’de verdiği en ünlü emirlerden biri, 57. Alay ve bölgedeki birliklerin karşı taarruzları sırasında dile getirdiği şu sözler oldu:

“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.”
— Mustafa Kemal Atatürk

19. Tümen’in direnişi, İtilaf kuvvetlerinin yarımadanın iç kesimlerine ilerlemesini önleyen en önemli unsurlardan biri oldu. Mustafa Kemal daha sonra Anafartalar Grubu Komutanlığına getirildi. Ağustos 1915’te Anafartalar ve Conkbayırı çevresindeki muharebelerde önemli başarılar kazandı. Çanakkale’deki başarıları onun Osmanlı kamuoyunda tanınan bir komutan haline gelmesini sağladı.

Birinci Dünya Savaşı’nın Son Yılları

Çanakkale’den sonra 1916 yılında Doğu Cephesi’nde görevlendirilen Mustafa Kemal, Diyarbakır bölgesindeki birliklerin komutasını üstlendi. 1 Nisan 1916 tarihinde tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetlerine karşı yürütülen harekât sırasında Muş ve Bitlis’in geri alınmasında rol oynadı.

Daha sonra 7. Ordu Komutanlığı görevinde bulundu. Veliaht VI. Mehmet Vahdettin ile birlikte Almanya’ya giderek Batı Cephesi’nde incelemelerde bulundu. Sağlık sorunları nedeniyle Viyana ve Karlsbad’da tedavi gördükten sonra yeniden cephe görevine döndü.

31 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Ordular grubunun kaldırılmasının ardından 13 Kasım 1918’de İstanbul’a döndü. Aynı gün İtilaf Devletleri donanması İstanbul önlerine gelmişti.

Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından Anadolu’nun çeşitli bölgelerinin işgal edilmeye başlanması üzerine Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirildi. 16 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrıldı ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı.

22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi ile Millî Mücadele’nin temel düşüncesini ortaya koyan ilke ilan edildi:

“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
— Amasya Genelgesi

İstanbul Hükûmeti ile ilişkilerinin kopmasının ardından Mustafa Kemal, 8 Temmuz’u 9 Temmuz 1919’a bağlayan gece askerlik görevinden istifa etti. Bundan sonra mücadeleyi sivil bir lider olarak sürdürdü.

23 Temmuz7 Ağustos 1919 tarihleri arasında gerçekleştirilen Erzurum Kongresi’ne, ardından 4 Eylül’de başlayan Sivas Kongresi’ne başkanlık etti. Bu kongrelerle Anadolu’daki çeşitli direniş örgütleri ortak bir siyasi yapı altında birleştirildi.

Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya geldi. İstanbul’un 16 Mart 1920 tarihinde İtilaf kuvvetleri tarafından resmen işgal edilmesinin ardından Ankara’da yeni bir meclisin açılması için çalışmalar hızlandırıldı.

23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı ve Mustafa Kemal Meclis Başkanlığına seçildi. Böylece Millî Mücadele’nin siyasi merkezi Ankara oldu.

TBMM Hükûmeti bir yandan iç ayaklanmalarla mücadele ederken diğer yandan işgal kuvvetlerine karşı düzenli orduyu oluşturdu. I. İnönü Savaşı ve II. İnönü Savaşı’nın ardından Yunan ordusunun ilerleyişi Kütahya-Eskişehir muharebeleri sonrasında Ankara yönünde devam etti.

Mustafa Kemal, 5 Ağustos 1921 tarihinde TBMM tarafından Başkomutan olarak görevlendirildi. 23 Ağustos13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Mustafa Kemal savaş sırasında savunma anlayışını şu sözlerle ifade etti:

“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.”
— Mustafa Kemal Atatürk

Sakarya Zaferi’nin ardından TBMM, 19 Eylül 1921 tarihinde Mustafa Kemal’e Gazi unvanı ile Mareşal rütbesini verdi.

Yaklaşık bir yıl süren hazırlıkların ardından 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz başladı. 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı. Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasının ardından Mustafa Kemal ordulara tarihî emrini verdi:

“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
— Mustafa Kemal Atatürk

Türk ordusu hızla Batı Anadolu’ya ilerledi ve 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir kurtarıldı.

Askerî zaferi Mudanya Ateşkes Antlaşması ve ardından barış görüşmeleri izledi. 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk devletinin uluslararası alandaki bağımsızlığı ve egemenliği hukuki güvenceye kavuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşu

1 Kasım 1922 tarihinde saltanat kaldırıldı. 13 Ekim 1923’te Ankara Türkiye’nin başkenti ilan edildi. 29 Ekim 1923 tarihinde yapılan anayasa değişikliğiyle devletin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirlendi.

Cumhuriyet’in ilanından sonra Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. 1927, 1931 ve 1935 yıllarında yeniden Cumhurbaşkanı seçilerek bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.

Atatürk Devrimleri

Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye’nin hukuk, eğitim, kültür, ekonomi ve toplumsal yapısını değiştiren kapsamlı reformlar gerçekleştirildi. 3 Mart 1924 tarihinde halifelik kaldırıldı ve eğitim birliğini amaçlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.

1925 yılında tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasına ilişkin düzenlemeler yapıldı. 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile aile ve özel hukuk alanında kapsamlı değişikliklere gidildi.

1 Kasım 1928 tarihinde Latin esaslı yeni Türk alfabesi kabul edildi. Mustafa Kemal, yeni harflerin halka öğretilmesi çalışmalarına bizzat katıldı ve Başöğretmen unvanını aldı.

Kadınların siyasi yaşama katılımının önü aşamalı biçimde açıldı. Kadınlara 1930 yılında belediye seçimlerinde, 1933 yılında muhtarlık seçimlerinde ve 1934 yılında milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. 1935 seçimleri sonucunda 18 kadın milletvekili TBMM’ye girdi.

Türk tarihinin ve Türkçenin bilimsel yöntemlerle araştırılması amacıyla Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu kuruldu. Ekonomide sanayileşme, demiryolları, bankacılık ve kamu işletmeleri alanlarında önemli yatırımlar gerçekleştirildi.

21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilen Soyadı Kanunu’nun ardından TBMM, 24 Kasım 1934 tarihinde Mustafa Kemal’e Atatürk soyadını verdi.

Nutuk ve Eserleri

Atatürk, askerlik, siyaset, eğitim, vatandaşlık ve dil alanlarında çeşitli eserler kaleme aldı. En önemli eseri olan Nutuk, 15 Ekim20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın kongresinde yaklaşık 36 saat süren bir konuşmayla okundu. Nutuk’ta 19 Mayıs 1919’dan sonraki Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecini kendi bakış açısından ayrıntılı biçimde anlattı.

Nutuk’un sonunda Türk gençliğine seslendiği bölüm, eserin en çok bilinen kısımlarından biri oldu:

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
— Mustafa Kemal Atatürk, Gençliğe Hitabe

Atatürk’ün başlıca eserleri:
Takımın Muharebe Talimi – 1908
Cumalı Ordugâhı – 1909
Bölüğün Muharebe Talimi – 1910
Taktik Tatbikat Gezisi – 1911
Birinci Ta’biye Meselesinin Halli – 1911
Zabit ve Kumandan ile Hasbihâl – 1914
Taktik Meselesinin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler – 1915
Ta’lim ve Terbiye-i Askeriyye Hakkında Nokta-i Nazarlar – 1916
Nutuk – 1927
Medeni Bilgiler – 1930
Geometri – 1937

Geometri adlı çalışması Türkçede kullanılan matematik ve geometri terimlerinin geliştirilmesinde önemli rol oynadı. Açı, üçgen, dörtgen, çap, yarıçap, teğet, yatay, düşey, oran ve orantı gibi çok sayıda terimin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına katkıda bulundu.

Özel Hayatı

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, Millî Mücadele yıllarının ardından Ankara’ya geldi; sağlık sorunları nedeniyle daha sonra İzmir’e gitti ve 14 Ocak 1923 tarihinde hayatını kaybetti.

Mustafa Kemal, 29 Ocak 1923 tarihinde İzmir’in tanınmış ailelerinden Uşakizadelerin kızı Latife Uşakizade ile evlendi. Latife Hanım, Cumhurbaşkanlığı döneminin ilk yıllarında Atatürk’e çeşitli yurt gezilerinde eşlik etti. Evlilikleri 5 Ağustos 1925 tarihinde sona erdi.

Atatürk’ün biyolojik çocuğu olmadı. Bununla birlikte Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Rukiye Erkin, Nebile İrdelp, Zehra Aylin ve Afife gibi çocukların eğitim ve yetişmelerini üstlendi veya himaye etti. Sabiha Gökçen, daha sonra Türkiye’nin ilk kadın askerî pilotlarından biri olarak tanındı.

Dış Politika

Atatürk dönemindeki Türk dış politikasının temel ilkelerinden biri barışçı ve bağımsız bir dış politika izlemekti. Atatürk bu yaklaşımını en özlü biçimde şu sözüyle ifade etti:

“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
— Mustafa Kemal Atatürk

Türkiye 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne katıldı. 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı kuruldu. 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerindeki egemenlik hakları önemli ölçüde güçlendirildi. 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabad Paktı imzalandı.

Atatürk’ün son yıllarında üzerinde önemle durduğu dış politika meselelerinden biri Hatay oldu. Hatay’ın Türkiye’ye katılması ise onun ölümünden sonra, 1939 yılında gerçekleşti.

Hastalığı ve Son Günleri

Atatürk’ün sağlık sorunları 1937 yılından itibaren belirginleşmeye başladı. 1938 yılının başlarında doktorlar tarafından karaciğer rahatsızlığı teşhis edildi. Hastalığı ilerlemesine rağmen devlet işleriyle ilgilenmeye devam etti.

Deniz havasının sağlığına iyi geleceği düşünülerek Cumhurbaşkanlığı için Savarona yatı satın alındı. Atatürk 1 Haziran 1938 tarihinde yata geçti. Burada Bakanlar Kurulu toplantıları düzenledi ve yabancı devlet adamlarını kabul etti. Sağlık durumunun ağırlaşması üzerine temmuz ayında dolmabahce-sarayi’na nakledildi.

Hastalığı ilerlerken bile devlet meseleleriyle ilgilenmeyi sürdüren Atatürk, Cumhuriyet’in 15. yıldönümü törenlerine katılmak istiyordu ancak sağlık durumu buna izin vermedi. 29 Ekim 1938’de Türk ordusuna gönderdiği mesajda, ordunun Cumhuriyet’in ve ülkenin güvenliği açısından taşıdığı önemi bir kez daha vurguladı.

Ölümü

Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05’te İstanbul’daki dolmabahce-sarayi’nda hayatını kaybetti. 57 yaşındaydı.

Atatürk’ün naaşı 16 Kasım’da Dolmabahçe Sarayı’nda hazırlanan katafalka konularak halkın ziyaretine açıldı. 19 Kasım’da düzenlenen törenin ardından naaşı İstanbul’dan İzmit’e, oradan özel trenle Ankara’ya götürüldü.

21 Kasım 1938 tarihinde Ankara Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine yerleştirildi. Atatürk’ün ardından İsmet İnönü Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı oldu.

Atatürk’ün naaşı, Anıtkabir’in tamamlanmasının ardından 10 Kasım 1953 tarihinde düzenlenen devlet töreniyle Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden alınarak Anıtkabir’deki ebedî istirahatgâhına nakledildi.

Kişiliği ve Çalışma Disiplini

Mustafa Kemal Atatürk askerî liderliğinin yanında tarih, dil, eğitim, matematik, sanat ve siyasetle yakından ilgilenen bir devlet adamıydı. Çok sayıda kitap okudu, okuduklarının üzerine notlar aldı ve özellikle tarih, askerlik ve siyaset alanlarında geniş bir kişisel kütüphane oluşturdu.

Yakın çevresinde bulunanların anıları, onun özellikle yoğun çalışma temposuna dikkat çeker. Uzun yıllar hizmetinde bulunan Cemal Granda Çelebi, Atatürk’ün Nutuk üzerinde çalıştığı dönemdeki çalışma düzenini şöyle anlatmıştır:

“Büyük Nutuk’u yazdığı dönemde Atatürk’ün tam üç ay boyunca kendi isteğiyle içki boykotuna benimle birlikte çevresindeki herkes de şaşırıp kalıyordu. Atatürk’ün kırk sekiz saat hiç gözünü kırpmadan yazı dikte ettirişini de hatırlarım.”
— Cemal Granda Çelebi

Millî egemenlik, bağımsızlık, akılcılık, bilim, eğitim ve çağdaşlaşma düşünceleri siyasi anlayışının temel unsurları arasında yer aldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde gerçekleştirdiği siyasi ve toplumsal dönüşümler, Türkiye’nin 20. yüzyıldaki gelişiminin temel belirleyicileri oldu.

Atatürk’ün yaşamı üzerine çok sayıda yerli ve yabancı eser kaleme alındı. İngiliz yazar Lord Kinross’un Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu adlı çalışması uluslararası alanda tanınan biyografilerden biri oldu. Time dergisi de Mustafa Kemal’i 24 Mart 1923 ve 21 Şubat 1927 tarihli sayılarında kapağına taşıdı.

Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yetişen bir subayken önce Çanakkale’nin önde gelen komutanlarından biri, ardından Millî Mücadele’nin lideri ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu oldu. Kurduğu Cumhuriyet ve gerçekleştirdiği reformlarla Türkiye tarihinin en belirleyici siyasi ve askerî şahsiyetlerinden biri oldu.



Kaynak:Biyografiler.com

Mustafa Kemal ATATÜRK Hakkında Haberler

Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri CHP’den istifa etti: Yeni Parti kuruluyor
24 Temmuz 2026

Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri CHP’den istifa etti: Yeni Parti kuruluyor

Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, YENİ Parti’nin kuruluş evraklarını ...

Ankara Film Festivalinde Onur Ödülleri Açıklandı
20 Eylül 2025

Ankara Film Festivalinde Onur Ödülleri Açıklandı

Bu yıl 36’ncısı düzenlenecek olan Ankara Film Festivali’nde sinema dünyasına yön veren isimler onurlandırılacak. Festival, 13–21 Kasım...

Diyanet İşleri Başkanlığına Prof. Dr. Safi Arpaguş atandı
18 Eylül 2025

Diyanet İşleri Başkanlığına Prof. Dr. Safi Arpaguş atandı

Diyanet İşleri Başkanlığına Prof. Dr. Safi Arpaguş atandı. Görev süresi dolan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın yerine 18 Eylü...