Türkiye’nin en Büyük Biyografi ve Otobiyografi Sitesi

Abdullah Çatlı

Abdullah Çatlı

Ülkücü hareket içinde yer almış, Susurluk kazasıyla kamuoyunda geniş biçimde tanınan isim

Doğum Tarihi: 01.Haziran.1956

Ölüm tarihi: 03.Kasım.1996

Abdullah Çatlı kaç yaşında öldü : 40

Burcu: İkizler

Meslek:

Doğum Yeri: Nevşehir

Ölüm Yeri: Susurluk, Balıkesir

Türk ülkücü hareketinin 1970'li yıllardaki isimlerinden biri. Abdullah Çatlı, 1970'lerin siyasi şiddet ortamındaki çeşitli olaylarla ilgili soruşturmalarda adı geçen, 1980 sonrasında Avrupa'da sahte kimliklerle yaşayan ve uyuşturucu suçlarından mahkûm edilen bir isimdi. 3 Kasım 1996'daki Susurluk kazasında ölmesi, siyaset, güvenlik bürokrasisi ve organize suç çevreleri arasındaki yasadışı ilişkilerin araştırıldığı Susurluk sürecinin başlamasında etkili oldu.

Abdullah Çatlı, 1 Haziran 1956 tarihinde Nevşehir'de doğdu. Annesinin adı Remziye, babasının adı Ahmet'tir. Zeki Çatlı adında bir kardeşi vardır.



Ülkücü Hareket İçindeki Faaliyetleri

Abdullah Çatlı, 1970'li yıllarda ülkücü hareket içerisinde faaliyet gösterdi. 1977 yılında Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığı yaptı. Daha sonra Ülkücü Gençlik Derneği yönetiminde görev aldı. Bu dönemde derneğin genel başkanlığını Muhsin Yazıcıoğlu yürütüyordu.

27 Şubat 1977 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet, polise ateş etmek ve suç aleti tabancayı saklamak suçlamalarıyla hakkında işlem yapıldı.

1978 Yılındaki Soruşturmalar

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in 11 Temmuz 1978 tarihinde Ankara'da öldürülmesinin ardından yürütülen soruşturmada Abdullah Çatlı'nın adı şüpheliler arasında yer aldı. Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı.

Abdullah Çatlı'nın adı, 8-9 Ekim 1978 gecesi Ankara'nın Bahçelievler semtinde Türkiye İşçi Partili yedi üniversite öğrencisinin öldürüldüğü Bahçelievler olayına ilişkin soruşturma ve yargılama süreçlerinde de geçti. Çatlı, olayla bağlantılı olarak aranan kişiler arasında yer aldı; ancak hakkındaki süreç ölümünden önce kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmüyle sonuçlanmadı.

Mehmet Ali Ağca ile İlgili İddialar

Abdi İpekçi'yi öldürmekten hükümlü Mehmet Ali Ağca'nın 25 Kasım 1979 tarihinde Maltepe Askerî Cezaevi'nden kaçmasının ardından Abdullah Çatlı'nın Ağca'ya yardım ettiği ve bir süre saklanmasına destek olduğu yönünde bilgiler soruşturma ve Meclis kayıtlarına yansıdı.

Mehmet Ali Ağca'nın 13 Mayıs 1981 tarihinde Papa II. Jean Paul'e yönelik suikast girişiminin ardından yürütülen uluslararası soruşturmalarda Çatlı'nın adı da gündeme geldi. Bununla birlikte suikastın planlanmasındaki rolüne ilişkin çeşitli iddialar kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ortaya konulmadı.

Yurt Dışındaki Yılları

Abdullah Çatlı, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin ardından yurt dışında yaşamaya başladı ve bu dönemde farklı sahte kimlikler kullandı. 22 Şubat 1982 tarihinde sahte pasaport taşıdığı gerekçesiyle İsviçre'nin Zürih kentinde yakalandı. Türkiye'nin iade talebi İsviçre makamlarınca kabul edilmedi.

1980'li yıllarda Avrupa'da Ermeni silahlı örgütlerine, özellikle ASALA'ya karşı düzenlenen bazı operasyonlarda Çatlı ve çevresindeki ülkücü isimlerin kullanıldığına ilişkin bilgiler daha sonra Susurluk sürecinde hazırlanan rapor ve tanıklıklara yansıdı. Bu faaliyetlerin kapsamı, hangi eylemlerin resmî kurumların bilgisi veya yönlendirmesiyle gerçekleştirildiği ve Çatlı'nın bunlardaki rolü hakkındaki anlatımların bir bölümü tartışmalı kaldı.

1984 yılında Fransa'da uyuşturucu maddeyle yakalandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra uyuşturucu suçundan hüküm giydiği İsviçre'ye iade edildi. İsviçre'deki Bostadel Cezaevi'nde bulunduğu sırada 21 Mart 1990 tarihinde firar etti.

Türkiye'ye Dönüşü ve Sahte Kimlikler

Abdullah Çatlı, 1990'lı yıllarda yeniden Türkiye'de görülmeye başladı. Resmî kayıtlara göre 26 Şubat 1992 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından "Şahin Ekli" adına düzenlenmiş sahte pasaportla yurt dışına çıkmaya çalışırken hakkında işlem yapıldı.

3 Ağustos 1994 tarihinde ise "Mehmet Özbay" adına düzenlenmiş sahte kimlikle kendisini Maliye Bakanlığında görevli bir maliye müfettişi olarak göstererek hususi damgalı, yani yeşil pasaport başvurusunda bulundu. Bu başvuru sonucunda adına yeşil pasaport düzenlendiği daha sonra yapılan resmî incelemelerde ortaya çıktı.

Çatlı'nın kullandığı sahte kimlikler arasında Mehmet Özbay, Şahin Ekli, Hasan Kurtoğlu ve Mehmet Saral gibi isimler bulunuyordu. Susurluk kazası sonrasında sahte kimlik ve pasaportların hangi yollarla düzenlendiği de resmî soruşturmaların konularından biri oldu.

Ömer Lütfü Topal Cinayeti

Kumarhane işletmecisi Ömer Lütfü Topal, 28 Temmuz 1996 tarihinde İstanbul'da öldürüldü. Cinayetle ilgili soruşturma, Susurluk kazasının ardından Çatlı ve bazı güvenlik görevlilerinin bağlantıları açısından da incelendi.

Emniyet Genel Müdürlüğü kriminal incelemesinde, cinayette kullanılan Kalaşnikof marka silaha ait şarjörün üzerindeki bandajın iç kısmında bulunan parmak izinin "Şahin Ekli" ve "Mehmet Özbay" kimliklerini kullanan Abdullah Çatlı'ya ait olduğu tespit edildi. Bu bulgu resmî soruşturma ve TBMM kayıtlarına geçti. Bununla birlikte Çatlı'nın ölümü nedeniyle kendisi hakkında bu olay bakımından bir ceza yargılaması sonuçlandırılamadı.

Susurluk Kazası

Abdullah Çatlı, 3 Kasım 1996 tarihinde Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti. Aynı otomobilde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli Hüseyin Kocadağ, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak ve Gonca Us bulunuyordu. Kazada Çatlı, Hüseyin Kocadağ ve Gonca Us hayatını kaybetti; Sedat Bucak yaralı olarak kurtuldu.

Kazanın ardından otomobilde bulunan silahlar, belgeler ve Çatlı'nın kullandığı sahte kimlikler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Çatlı'nın "Mehmet Özbay" adına düzenlenmiş kimlik ve yeşil pasaport taşıması, güvenlik bürokrasisindeki bazı isimlerle bağlantıları ve aranan bir kişi olmasına rağmen Türkiye'de hareket edebilmesi kapsamlı soruşturmalara konu oldu.

Susurluk kazasının ardından TBMM'de araştırma komisyonu kuruldu; İçişleri Bakanlığı müfettişleri ve Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından incelemeler gerçekleştirildi. Süreçte ortaya çıkan belgeler, Çatlı'nın bazı emniyet ve istihbarat mensuplarıyla ilişkilerini ve sahte belgeler kullanmasını devlet kurumlarının da araştırdığı bir konu haline getirdi.

Ailesi

Abdullah Çatlı, 1974 yılında Meral Aydoğan ile evlendi. Bu evlilikten Gökçen Çatlı ve Selcen Çatlı adlarında iki kızı oldu.

Ölümü ve Cenazesi

Abdullah Çatlı'nın cenazesi Nevşehir'e götürüldü ve 5 Kasım 1996 tarihinde düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi.

Hakkındaki Kitaplar

Babam Çatlı - Gökçen Çatlı
Reisim Çatlı: Bozkurtların Kanunu - Ahmet Haldun Terzioğlu
Bir Vatan İki Reis - Çınar Özkan
Çatlı Reis - Çınar Özkan
Reis - Çınar Özkan
Reis: Gladio'nun Türk Tetikçisi - Doğan Yurdakul, Soner Yalçın
Derin Abiler - Necdet Pekmezci
5-6-2 Tamam Değil Reis: Ben de Vardım - Necdet Pekmezci
Abdullah Çatlı Kimdir? - Hakan Türk
Teşkilat-ı Mahsusa'dan MİT'e Susurluk Dosyası - Cemal Anadol



Kaynak:Biyografiler.com