Türkiye’nin en Büyük Biyografi ve Otobiyografi Sitesi

Abdulkadir Geylani

Abdulkadir Geylani

Doğum Tarihi: ??.??.1077

Ölüm tarihi: ??.??.1166

Abdulkadir Geylani kaç yaşında öldü : 89

Burcu:

Meslek: Din Adamı

Doğum Yeri: Neyf köyü, Gilan, İran

Ölüm Yeri: Bağdat, Irak

Tam Adı: Muhyiddin Ebû Muhammed Abdülkadir bin Ebû Salih Musa Zengidost el-Geylânî

Kadiriyye tarikatına adını veren büyük mutasavvıf ve İslam âlimi.

Abdülkadir Geylânî, 1077 yılında Hazar Denizi'nin güneybatısındaki Gilan bölgesinin Neyf köyünde doğdu. Babası Ebû Salih Musa, annesi ise geleneksel kaynaklarda dindar bir kadın olarak anlatılan Ümmü'l-Hayr Ematü'l-Cebbâr Fatıma idi. Babasını küçük yaşta kaybeden Geylânî, annesi ve anne tarafından dedesi Savmaî’nin himayesinde yetişti.

Abdülkadir Geylânî, 18 yaşında yüksek din eğitimi almak amacıyla 1095 yılında Gilan'dan ayrılarak Bağdat'a gitti. Bağdat’a gittiği zaman mensup olduğu Şâfiî mezhebini bırakarak mizacına daha uygun gelen Hanbelî mezhebine girmiş, bununla birlikte hayatının sonuna kadar her iki mezhebe göre fetva vermiştir. O dönemde Bağdat, İslam dünyasının en önemli ilim merkezlerinden biriydi. Burada hadis, fıkıh, Kuran kıraati, Arap dili ve edebiyatı alanlarında eğitim aldı. Hocaları arasında Ebû Sa'd el-Muharrimî, Ebû'l-Hattab, Kadı Ebû'l-Hüseyin, Ca'fer es-Serrâc ve Zekeriyyâ et-Tebrîzî gibi isimler yer aldı.

Bağdat'ta bulunduğu yıllarda Abdülkadir Geylânî, Hanbelî ilim çevresiyle yakın ilişki kurdu. Başlangıçta Şafiî mezhebine bağlı olduğu, daha sonra Hanbelî geleneğiyle güçlü biçimde özdeşleştiği ve bu mezhebin önde gelen hocalarından biri haline geldiği aktarılır. Aynı zamanda tasavvufa büyük ilgi duydu ve Ebû'l-Hayr Muhammed bin Müslim ed-Debbâs'tan manevi eğitim aldı.

Abdülkadir Geylânî, bir dönem halktan uzaklaşarak zühd, ibadet, manevi eğitim ve yalnızlık hayatına yöneldi. Geleneksel anlatılarda Irak çevresindeki çöllerde ve terk edilmiş bölgelerde uzun süre dolaştığı ve inzivaya çekildiği belirtilir. Bu dönem, daha sonraki tasavvufi hayat hikâyelerinde önemli bir yer tuttu.

1127 yılında Abdülkadir Geylânî, Bağdat'ta yeniden halka açık dersler ve vaazlar vermeye başladı. Ebû Sa'd el-Muharrimî tarafından kendisine tahsis edilen medresede eğitim verdi. Hadis, tefsir, fıkıh, kıraat ve Arap grameri gibi alanlarda dersler verdi. Kısa sürede güçlü bir vaiz olarak ün kazandı ve onu dinlemek için çok sayıda insanın toplandığı aktarılmaya başlandı.

Abdülkadir Geylânî'nin öğretisinin temelinde İslam hukukuyla manevi arınmayı birleştirme düşüncesi bulunuyordu. Kuran'a ve Hz Muhammed'in öğretilerine bağlılık, tövbe, samimiyet, tevazu, sabır ve nefis terbiyesi üzerinde özellikle durdu. Tasavvufi yaşantının dini hükümlerin sınırları içinde kalması gerektiğini savundu.

Vaazları farklı bölgelerden gelen öğrencilerin ilgisini çekti ve Bağdat'ta çevresinde bir medrese ve tasavvuf merkezi oluştu. Ölümünden sonra onun öğretileri ve manevi otoritesi Kadiriyye geleneğinin temelini oluşturdu. Bu tarikat zamanla Irak, Suriye, Anadolu, Kuzey Afrika, Hindistan, Orta Asya ve Güneydoğu Asya'nın çeşitli bölgelerine yayılarak İslam dünyasının en yaygın tasavvuf geleneklerinden biri haline geldi.

Abdülkadir Geylânî, çeşitli unvanlarla da anıldı. Bunların en tanınmışlarından biri “dini ihya eden” anlamına gelen “Muhyiddin”, diğeri ise “en büyük yardım eden” anlamına gelen “Gavs-ı Âzam”dır. Ayrıca daha sonraki tasavvuf geleneğinde manevi otoritesini ve güçlü hitabetini ifade eden “Bâzü'l-Eşheb” yani “Boz Şahin” unvanıyla da anıldı.

Abdülkadir Geylânî hakkında, özellikle ölümünden sonraki yüzyıllarda çok sayıda keramet ve menkıbe anlatılmaya başlandı. Orta Çağ âlimleri bile bu rivayetlerin güvenilirliği konusunda farklı görüşler ortaya koydu. Bu nedenle modern biyografilerde onun tarihsel olarak belgelenebilen ilmi ve tasavvufi faaliyetleriyle sonradan gelişen menkıbe geleneği birbirinden ayrılmaya çalışılmaktadır.

Abdülkadir Geylânî, 1166 yılında Bağdat'ta 89 yaşında hayatını kaybetti. Kendi medrese ve dergâhının bulunduğu alana defnedildi. Mezarı zamanla önemli bir ziyaret yeri haline geldi ve çevresinde Abdülkadir Geylânî Külliyesi gelişti. Manevi etkisi, çocukları, öğrencileri ve Kadiriyye tarikatı aracılığıyla yüzyıllar boyunca devam etti.

Abdülkadir Geylânî'ye tarih boyunca çok sayıda eser nispet edilmiştir. Menkıbe kaynaklarında kendisine yüzlerce eser atfedildiği görülmekle birlikte, modern araştırmalar bu eserlerin bir kısmının ona aidiyetini kesin kabul etmez. En güvenilir biçimde onun öğretisiyle ilişkilendirilen eserlerin başında vaaz ve dini nasihatlerinden oluşan derlemeler gelmektedir.

Başlıca Eserleri:
El-Gunye li-Tâlibî Tarîki'l-Hak – İnanç, ibadet, dini hayat, ahlak ve tasavvuf konularını ele alan eser
El-Fethu'r-Rabbânî ve'l-Feyzü'r-Rahmânî – Özellikle 1150-1152 yılları arasında verdiği 62 vaazın derlemesi
Fütûhu'l-Gayb – Oğlu Abdürrezzak tarafından derlenen 78 vaaz ve tasavvufi öğüt
El-Füyûzâtü'r-Rabbâniyye fî Evrâdi'l-Kadiriyye – Dua, zikir ve virdlerden oluşan eser
Mektûbât – Kendisine nispet edilen 15 mektuptan oluşan derleme
Celâü'l-Hâtır min Kelâmi Şeyh Abdülkadir – Vaaz ve sohbetlerinden derlenen eser
Sırrü'l-Esrâr ve Mazharü'l-Envâr – Geleneksel olarak kendisine nispet edilen tasavvufi eser
Ed-Delâil – Dua ve zikirlerden oluşan derleme
Es-Sirâcü'l-Vehhâc fî Leyleti'l-Mi'râc – Miraç gecesi hakkında eser
Akîdetü'l-Bâzi'l-Eşheb – Kendisine nispet edilen dini şiir ve metinlerden oluşan eser


Kaynak:Biyografiler.com