Bükreş
Bükreş
Bükreş, Romanya'nın başkenti ve en büyük şehridir. Romanya'nın güneydoğusunda, Tuna Nehri’nin bir kolu olan Dâmbovița Nehri üzerinde yer almaktadır. Nüfusu resmi olarak 1,71 milyon kişi olarak tahmin edilmektedir; daha büyük metropol alanı ise 2,31 milyon nüfusludur ve bu da Bükreş'i Avrupa Birliği'nde şehir sınırları içindeki nüfus bakımından 9. en kalabalık şehir yapmaktadır. Şehir alanı 240 km² (93 mil kare), metropol alanı ise 1.811 km² (699 mil kare) büyüklüğündedir. Şehrin kendisi idari olarak "Bükreş Belediyesi" olarak bilinir ve ulusal bir ilçe ile aynı idari seviyeye sahiptir; ayrıca her biri yerel bir belediye başkanı tarafından yönetilen altı sektöre ayrılmıştır. Bükreş, önemli bir kültürel, siyasi ve ekonomik merkez, ülkenin hükûmet merkezi ve Muntenya bölgesinin başkentidir.
Bükreş (Rumence Bucureşti), Paris’ten ilham alınarak kurulduğu için “Doğunun Paris’i” olarak anılıyor.
Bükreş’in ismine ilk kez 1459’dan kalma belgelerde rastlanmış. Kazıklı Voyvoda olarak anılan III. Vlad’ın katliamları nedeniyle Fatih Sultan Mehmet, Eflak’a seferler düzenlemiş. Eflak, Osmanlı Devleti’nın bir eyaleti hâline gelmiş. Hızla gelişen kent de Eflak’ın ekonomi merkezi olmuş. 1659’da başkent yapılmış. 1859’da çıkan bir ayaklanmadan sonra Eflak ve Boğdan, Romanya Prensliği’ni oluşturmak üzere birleşmiş. 1862’de burası yeniden başkent ilan edilmiş.
Romanya’da komünizm kurulmasının ardından şehir büyümeye devam etmiş. 1965-1989 Nikolay Çavuşesku liderliği sırasındaysa şehrin tarihi bölümlerinin çoğu yıkılmış.
“Roman” sözcüğünden ötürü Rumenlerin çingene olduğu sanılsa da Romanya’da sadece 620 bin çingene yaşar. Romanya 2007’den beri Avrupa Birliği üyesidir; 2017 yılı itibarıyla Schengen vizesi ile ülkeye giriş yapılabilmektedir. Bükreş ismi ilk kez 1459 tarihli belgelerde geçmiştir. Bükreş’in adının “zevk, mutluluk” anlamına gelen “bucur” sözcüğünden türediği düşünülür.
Bükreş, göz alıcı mimarisi ve sanata verdiği değerle bu yakıştırmayı fazlasıyla hak eder. Bükreş, ekonomik açıdan Romanya’nın refah seviyesi en yüksek şehridir. Sahip olduğu altyapı, kaliteli eğitim veren yükseköğretim kurumları, ev sahipliği yaptığı kültürel etkinlikler ile Doğu Avrupa’nın en gelişmiş şehirlerinden biri olma özelliğini taşır. Bükreş’in dünyadaki kardeş şehirlerinden bazıları Atlanta, Ankara ve Pekin’dir. Bükreş'teki en önemli yükseköğretim kurumları Gheorge Gheorghui-Dej Politeknik Enstitüsü ve Bükreş Üniversitesi'dir. Ayrıca, şehirde çok sayıda araştırma merkezi ile bilim ve sanat dallarında öğrenim veren yüksekokullar vardır.
Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmed, dönemin Rumen kralı Voyvoda’nın ülkedeki Müslümanlara zulmettiği gerekçesiyle Bükreş’e sefer başlatır. Voyvoda şehri korumak için Bükreş Kalesi’ni inşa ettirse de yararı olmaz. 1462 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Osmanlı topraklarına kattığı Bükreş tam tamına 400 sene Osmanlı toprağı olmuştur. Osmanlı’daki ahilik geleneği Bükreş esnafında karşılığını bulur ve Bükreş’in ekonomisi canlanır. Öyle ki bugün hala Bükreş’te “Kürkçüler Sokağı”, “Eyerciler Sokağı” isminde sokaklar vardır. Fethinden sonra Eflak’ın başkenti yapılan Bükreş’e Osmanlı yönetimi, İstanbul’dan Fenerli Rumları yerel yönetici olarak atar. Bu düzen 1821’e kadar devam eder; fakat bu tarihte çıkan bir isyan sonucu artık Bükreşli yöneticiler şehri idare edecektir. 1813-14 yıllarında Bükreş’i saran veba nüfusun hızlı bir şekilde azalmasına sebep olur. 1716, 1737 ve 1789 yıllarında Habsburglar Bükreş’i Osmanlılardan alma girişiminde bulunur. 1768-1806 yılları arasında ise tam üç kez Rus İmparatorluğu şehri işgal etmek ister. 1823’ten Kırım Savaşı’nın başladığı 1853 yılına kadar Bükreş’te gayri resmi Rus hakimiyeti görülür. Nihayetinde Romanya ve Moldova birleşerek Rumen Prensliği’ni kurarlar ve artık ne Ruslar ne Osmanlılar ülkeye hakimiyet kurabilecektir. Yeni prensliğin başkenti elbette Bükreş’tir. Salgın hastalıkları atlatan Bükreş’te nüfus patlaması yaşanır. Bu durum yeni ve kapsamlı altyapı çalışması gerektirir.
1878’de Osmanlı’dan bağımsızlığını kazanan Romanya’da I. Carol kral ilan edilir ve ülkenin adı artık Romanya Krallığı’dır. Bükreş’e elektrik, gece lambaları ve tramvay hizmeti gelir. Bu yüzdendir ki Bükreş’teki Zafer Bulvarı (Calea Victoriei) 19. yüzyıldan bu yana Paris’teki Şanzelize’ye benzetilir. Bükreş 1916-1918 yılları arasında Alman işgali altına girdiği için geçici olarak ülkenin başkenti olma özelliğini kaybeder. Sadece iki yıl için bugünün Moldova’sındaki Ioşi şehri başkent olmuştur. I. Dünya Savaşı akabinde artık sadece Romanya’nın başkenti olan Bükreş’i 1930’lu yıllarda ekonomik kriz ve seri grevler vurur. II. Dünya Savaşı boyunca savaşın doğu cephesinin ortasında yer alması sebebiyle Bükreş ağır derecede hasar görür. Rusya artık imparatorlukla değil komünizm ile yönetilse de Rusya’nın geçmişten gelen Bükreş politikası değişmez ve II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan doğu bloku dahilinde Bükreş de Rus-komünist işgali altına girer. Doğu Bloğu 1989’a kadar sürecektir. Komünist rejim boyunca Bükreş gelişmeye ve büyümeye devam eder. Komünist Romanya’nın son lideri Çavuşesku 1989’daki askeri darbe ile görevinden alınır ve kurşuna dizilir. Doğu Bloğu’nun çökmesiyle Romanya ve dolayısıyla Bükreş batılı hayat tarzına kavuşur. Bükreş günümüzde, ilçenin karşılığı olan sektörlere bölünmüş şekilde yönetilmektedir. Şehirde 6 sektör bulunur. Tarihi ve turistik bölge 3. sektörde yer alır.
Bükreş, günümüzde Doğa Avrupa’nın adeta incisi gibidir. Sokaklarında göreceğiniz büyüleyici mimarisi, opera, bale ve popüler sahne sanatlarına verdiği değer, eğlenceli gece hayatı, konforlu otelleri, metro ve otobüs hatlarıyla geliştirilmiş şehir içi ulaşımı, demiryolları, insanlarının kibarlığı ve eğitim seviyesi, Rumen mutfağı, Türkler ile ortak tarihi, kale ve sarayları başta olmak üzere turistik noktaları ve Batı Avrupa’da bile zor görülen şehir planlaması ile sizi kesinlikle etkisi altına alacaktır. Bükreş’in bulvarlarında, alışveriş yapabileceğiniz tarihi pasajlarında, tarihi merkezinde, nehir kenarındaki canlılığı içinde kaybolacak, kendinizi “iyi ki buraya geldim” derken bulacaksınız.










