Arkadaş Zekai Özger
Doğum Tarihi: 08.Ocak.1948
Ölüm tarihi: 05.Mayıs.1973
Arkadaş Zekai Özger kaç yaşında öldü : 25
Burcu: Oğlak
Meslek: Şair, Radyo programcısı
Doğum Yeri: Bursa
Ölüm Yeri: Ankara
1973 yılında hayatını kaybeden Arkadaş Zekai Özger, toplumcu gerçekçi şiir ile bireysel anlatım arasında köprü kurarak, 12 Mart döneminin zorlu atmosferinde toplumsal mücadelenin sesi oldu.
Arkadaş Zekai Özger “Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası”
Arkadaş Zekai Özger, 8 Ocak 1948 tarihinde Bursa’da, Selanik göçmeni, yedi çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Ali Özger Bursa Merinos Fabrikası’nda kamu çalışanı, annesi Fahriye Özger ise ev hanımıydı. İlköğrenimini Bursa Altıparmak İlkokulu’nda tamamladı; ortaokul ve lise eğitimini Bursa Atatürk Lisesi’nde sürdürdü. Asıl adı Zekâi Özger, şiirlerini Arkadaş Z. Özger adıyla yayımladı.
Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne bağlı Basın ve Yayın Yüksek Okulu’nda tamamladı. Üniversite yıllarında şiirle bağını derinleştiren Arkadaş Zekai Özger, mezuniyetinin ardından TRT’nin Ankara bürolarında çalıştı; bir dönem radyo sunuculuğu ve film editörlüğü yaptı.
Gençliğinde geçirdiği bir kemik hastalığı nedeniyle aylarca hastanede kaldı. Bu dönem, onun şiirlerinde belirginleşen kırılganlık, bedensel farkındalık ve ölüm temalarının erken izlerini taşıdı.
Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Arkadaş Zekai Özger, 1965 yılında, henüz 17 yaşındayken arkadaşı Ömer Zafer Göktürk ile birlikte Kent 16 dergisini çıkardı. Derginin Aralık 1965’te yayımlanan tek sayısında ilk şiiri “Niye Kapalı Kapılarınız – Bulamıyoruz” yer aldı.
Daha sonra Soyut, Forum, Papirüs, Yordam, Dost, Yansıma dergilerinde ve Ulus gazetesinin kültür-sanat sayfalarında şiir ve yazıları yayımlandı. Şiirlerini Arkadaş Z. Özger adıyla imzaladı. “Arkadaş” kelimesi, hem bir takma ad hem de şiirsel bir duruştu.
Üniversite ortamının ve dönemin politik atmosferinin etkisiyle şiirlerinde ölüm, cinsellik, yalnızlık ve varoluşsal bunalımı sıkça işledi. Ancak çağdaşlarının aksine, dönemin sert ve doğrudan politik şiir geleneğine mesafeli durarak, daha içsel ve kırılgan bir dil kurdu. 24 Ocak 1971'de SBF yurduna yapılan polis baskınında gözaltına alındı.
Erken ölümü nedeniyle, “Ne zaman yayımlarsam yayımlayayım adı 'Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası' olacak” dediği şiir kitabını hayattayken yayımlama olanağı bulamadı. Dergi ve gazetelerde yayımlanan şiirleri, ölümünden sonra Tekin Sönmez tarafından Şiirler adıyla kitaplaştırıldı. Kitabın ikinci baskısı Sevdadır adıyla yayımlandı ve uzun yıllar bu adla okurla buluştu. 2014 yılında Kenan Yücel’in hazırladığı ve şairin vasiyetine gönderme yapan Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası adıyla yeni bir baskı yayımlandı.
Arkadaş Zekai Özger, 29 Nisan 1973 sabahı Ankara’da, Meşrutiyet Caddesi yakınlarında ağır yaralı halde bulundu. Numune Hastanesi’ne kaldırıldı ve 5 Mayıs 1973 tarihinde beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdi.
Ölümü uzun yıllar tartışma konusu oldu. Bazı kaynaklar yolda düşerek başını çarptığını ileri sürerken, bazıları 1970’lerin sağ-sol çatışmaları bağlamında şiddete maruz kaldığını savundu. Arkadaş Zekai Özger’in mezarı, Ankara Yenimahalle’deki Karşıyaka Mezarlığı’ndadır.
Arkadaş Zekai Özger, günümüzde özellikle genç kuşaklar arasında etkisini sürdüren bir şairdir. Şiirleri, başta LGBTİ+ okurlar olmak üzere, özgürlük, eşitlik ve insan hakları mücadelesine ilham vermeye devam etmektedir.
İzmir'de Mayıs Yayınları, 1996 yılından bu yana onun adına her yıl ölüm yıldönümünde şiir ödülü vermektedir. 2021 yılında, yönetmenliğini Ulaş Tosun’un yaptığı ve adını Arkadaş Zekai Özger’in en bilinen şiirinden alan “Merhaba Canım” adlı belgesel film gösterime girdi.
Arkadaş Zekai Özger, cinsel yönelimi hakkında açıkça konuşmadı ve dolaylı olarak eşcinsel eğilimlerine işaret eden bazı eserleri dışında güvenilir bir kaynak bulunmamaktadır. Bunlar arasında Aşk Zeki Müren, Ah, nazik oğul, Ruh ruhu sever, Bundan öte bir şey yoktur veya Selam! adlı bir şiir bulunmaktadır.
Şiir Kitapları :
1974 – Şiirler
1974 - Sevdadır
2014 - Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası
ŞİİRLERİ :
Merhaba Canım
ben az konuşan çok yorulan biriyim
şarabı helvayla içmeyi severim
hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
annemi ve allahı da çok severim
annem de allahı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allahı da kedileri çok severiz
hayat trajik bir homoseksüeldir
bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
çünki bütün sarhoşluklar biraz
freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır
siz inanmayın bir gün değişir elbet
güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü
çünki ben okumuştum muydu neydi
biryerlerde tanrılara kadın satıldığını
ah canım aristophones
barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum
ölümü de bir giz gibi içimde
ölümü tanrıya saklıyorum
ve bir gün hiç anlamıyacaksınız
güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seveceksiniz
(zeki müreni seviniz)
— Arkadaş Zekai Özger
dün geldim
geç kalsam da bağışlanır
bir bahar bozumuydu yola çıktığımda
yüzümde suçlu bir merak
kalbim heyecandan telaşlı
gözlerimde ısırgan bir hüzün vardı
hüzün: hep bilinir
bir afyon çiçeğidir önceleri
dalayan bir ısırgan yoncası olur sonra
dalayan ve uyandıran o afyon uykusundan
dün geldim
acı sırtımda tabiy
yolum uzundu
yanımda hiç resim yoktu
dağlara baktım: dağıldım
yollara baktım: yoruldum
gece ayışığı içtim, dudaklarım kurudu
gündüz böğürtlen yedim, dilim buğulandı
siz görmeliydiniz o kanı
bir dağ çiçeği sevdasına bin arı öldü
tam ordan geçiyordum, gördüm diyebilirim
aman nasıl petekti öyle
nasıl baldı
böğürtlen gibi kırmızıydı
kan gibi saydam
bir garip kokuydu, onun kokusuydu
dayanamadım, eli titrekti ama
yedim yedim kalbim çatladı
sevdam o dağ çiçeğinde kaldı
dün geldim, anca geldim
usumda vızıldayan bin arı ölüsü
heybemde onarımı gereken bin iğne
önce kendi etime
dün geldim
hoş mu geldim
hoş olmayan şeylerden geldim
bir kentten geçtim ki canım titredi
sıtma kabusuyla sallanıyordu uzaktan
girişte insanlar gördüm, hiç görmediğim
ama sanki biryerlerden tanıdığım, yemin
edebilirim
iğrenç suratları vardı, insandan çok
cüzzamlı bir köpeğe benziyorlardı
kuru birer ağaç dibine çömelmiş
çürümüş bir dalı kemiriyorlardı
omuzlarında soyulmuş yılan derileri
ellerinde pas tutmuş makaslar
iki ucu da kırık
tam ben yanlarından geçiyorken
elma ağaçlarının çiçeklerini kesmeye başladılar
ben sanki tarihini bilmiyormuşum gibi
bakır çalığı bir kasede
elmanın kanını sundular
geldim ya, nasıl geldim
bir elimde tarih atlası
bir elimde güneş humması
soğutulmaya zorlanmış bir çöl kızgınlığından
bir kum fırtınasının
soylu kumcuklarından geldim
yorgundum, susamıştım, dilim kuruydu ama
gördüğüm serap mıydı, gerçek miydi
bilirim ben
çölün tam ortasında sonsuz bir ışıltıydı
yedibin rengi yansıtan renksiz bir kuyuydu
duruydu, aydınlıktı, yaz gökleri gibiydi suyu
uzanıp avuçlasam benimdi
öyle yakın, öyle kolay, öyle dokunsam
ah o kervancıbaşı
ah o sırmalı soyguncu
ve ellerinde kesik başlar ve zebellah ordusu
birden beliriverdiler tam kuyunun başında
ellerinde kan sızıtan kesik başları
tan kuyunun ağzından sarkıtıyorlardı ki
ne olduysa o anda oldu
kızıl bir bulut ağdı kuyunun ağzından göğe
bulut değil
bir devin alev saçan soluğuydu
ardından muhteşem bir kum fırtınası
kum değil
devin çocuklarıydı saçılan
ah görmeliydiniz o savaşı
ne kanlı kervancıbaşı
ne zebellah ordusu
dayanamadılar kum fırtınasının şiddetine
çöl mü yarıldı
kuyu mu büyüttü ağzını
kızgın çöl kavuşunca dinginliğine
bir ben vardım kuyunun başında diri
ve herşeyi görebilen sağlıklı çöl tanığı
öğrendim çöl kızgınsa öfkesi nice olur
kum fırtınasında neler yapılır
nasıl yok edilir çöllerin sırmalı
soygun kervancıları
gördüğüm serap mıydı, gerçek miydi
bilirim ben
bir elimde güneş humması
bir elimde tarih atlası vardı
vakit dardı
kanarak içtim de kuyunun duru suyundan
uçar gibi aştım çölü o sonsuz ışıltıdan
dün geldim
dün ben nerden geldim
ezberlenip unutulmuş bir sıkıntıdan geldim
adı konulmamış bir düşten geldim
terlemiş balıklar gördüm, rengi bozulmuş mavilikler
kabaran denizler gibi coşkun sürücüler
kılçığı beynine saplanmış gözsüz balıklar gördüm
trollenmiş deniz tarlası, iyot vurgunu
derya içindeydim de hani deryayı gördüm
küçük balığı gördüm, peşinde büyük balık
bir su ağası gibi kuvvetli ve saldırgan
oh balık, küçük balık, can balık
anasının kuzusu, deniz kokulum
söyle yavrum, söyle gözüm, söyle kılçığım
kim dokundu senin pullanmamış derine
kim kıydı senin o tazecik gövdene
denizde kum gibi dolgun pullarıyla
doymaz mı büyük balık küçük balığa
ama gördüm ya sonunda
derya içindeki deryayı
büyük balık küçük balık peşindeydi ya
birleşince küçük balık yüzlercesiyle
şaşırıp kaldı büyük balık
şaşırıp kalmadım amma
ne de keskinleşmiş dişleri ol mahilerin
unutulmaz bir deniz anası gibi büyüdü gövdeleri
kıymık kıymık oldu gövdesi büyük balığın
anladım
nice olsa da
denizde kum, büyük balıkta pul
birleşince
edemezmiş küçükleri kendine kul
— 14 Mart 1972
Arkadaş Zekai Özger
Göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım, canım benim
üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
Dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni
Giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum
Günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma
Kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü ben
öyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu........
oyyy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu
Elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız
sen içerde
ben dışarda.....
oyyy mahpusluk mahpusluk......
— Arkadaş Zekai Özger
Kaynak:Biyografiler.com
Arkadaş Zekai Özger İçin Yapılan Aramalar
Arkadaş Zekai Özger yaşıyor mu?, Arkadaş Zekai Özger biyografi, Arkadaş Zekai Özger hayatı, Arkadaş Zekai Özger özgeçmişi, Arkadaş Zekai Özger hakkında, Arkadaş Zekai Özger doğum yeri, Arkadaş Zekai Özger fotoğraf, Arkadaş Zekai Özger video, Arkadaş Zekai Özger resim, Arkadaş Zekai Özger kimdir?, Arkadaş Zekai Özger kaç yaşında?, Arkadaş Zekai Özger nereli, Arkadaş Zekai Özger memleketi, Arkadaş Zekai Özger albümleri


