Tataristan
Tataristan
Tataristan Cumhuriyeti, Rusya'ya bağlı ve Volga Federal Bölgesi'nin coğrafi sınırları içinde bulunan federal yapıdır. Tataristan Cumhuriyeti, petrol ve maden zengini devlettir.
Başkenti :Kazan
Nüfus :4,003 milyon (2024)
Alan :68.000 km²
Kuruluş tarihi :27 Mayıs 1920
6. yüzyılda Hazar Türkleri tarafından kurulmuş Hazar İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla batıya ve kuzeye göç eden Kıpçak boyuna dahil bir Türk kavmi olan Bulgarlar Kağan Asparuk komutasında batıya giderek bugünkü Bulgaristan'ın temelini atarak Tuna Nehri havzasında Birinci Bulgar İmparatorluğu'nu, kuzeye giden Bulgarlar ise Volga Bulgarya devletini kurmuşlardır. Bu iki devleti kuran Türklerin ataları bugünkü Tatarlar ve Çuvaşlar sayılmaktadır. Tataristan bölgesi 1922 yılına kadar Bulgaristan olarak anılmaktaydı.
Tataristan Adı
Tataristan devletinin adına kaynaklık eden “Tatar” adını, tarihte asıl meşhur eden Altın Orda Devleti olmasına rağmen, bu ad, komşuları (bilhassa Ruslar) tarafından ve eski, batılı yazarlar tarafından, bazen Asya’daki bütün Türkleri adlandırmak üzere kullanılmıştır. İşte bu devletin yıkılması ile ortaya çıkan hanlıklar da (Kazan, Kırım, Kasım, Astrahan, Nogay, Sibir hanlıkları) Avrupalılar ve Ruslar tarafından, genellikle Tatar hanlıkları olarak bilinse de, bu bölgedeki Türkler, bu adı, ancak 19. asır sonunda kullanmaya başlamışlardır.
Hakas Türkleri de Tatar anlamında kendilerine "Tadar" demektedirler. Tuva Türkleri arasında soyadı olarak da kullanılan sülale adı Tatar manasında Tadar kullanılmaktadır.
Etimoloji
Tatar + istan: Tatar “Halk adı”; -stan “Farsça son ek; ülke, bölge” bu ek Türkçeye istan olarak geçmiştir.
Konum
Tataristan Cumhuriyeti, Doğu Avrupa'da, Çulman ile İdil (İtil, Volga) nehrinin birleştiği yerde bulunmaktadır.
Ülke, İdil Nehri (Tatarca: İdel) havzasının orta kesiminde yer almaktadır. Moskova'nın yaklaşık 800 kilometre doğusunda, 68 bin kilometrekare büyüklüğünde, İdil ile Çulman nehirlerinin birleştiği noktanın çevresinde yer alır.
Bir Türk boyu olan Bulgarlar, Büyük Bulgarya devletinin parçalanmasıyla MS 7. asırda (665 yılı ve civarı)[7] bu bölgeye yerleşmeye başladılar. Bölgenin halklarından Fin-Ugorları (Çeremiş, Mordva, Zuryen, Votyak kavimleri vb.) da idarelerine alan Bulgarların bu bölgede Hunlardan, Sabarlardan, Uzlardan ve Hazarlardan da bazı kalıntılar buldukları muhakkaktır. Bulgarlar bölgede dokuzuncu asırda bir devlet kurdular. 922 yılında İslamiyet'i resmen kabul ettiler.
Tatarlar, İdil boyunda kurulan Bulgar devletinden başlayarak, Altın Orda ve onun devamı olan hanlıklar içinde, bilhassa Kıpçak Türklerinin karışımı hâlinde teşekkül etmişlerdir.
Altın Orda ve Hanlıklar
13. yüzyılda Moğol istilasından sonra bölgede Altın Orda Devleti'nin hâkimiyeti kuruldu. On altıncı asrın hemen başında Altın Orda Devleti yıkıldı ve hâkim olduğu bölgelerde Kazan, Kırım, Kasım, Astrahan, Sibir hanlıkları ve bağımsız Nogay Uruğları ortaya çıktı. Uzun mücadelelerden sonra Ruslar, Kazan Hanlığı'nı yıkarak bölgeye hâkim oldular (13 Ekim 1552). 1552 tarihi başta Tatarlar olmak üzere, Kuzey Türkleri için önemli bir tarihtir. Bu tarihten sonra evre evre Rusların doğuya doğru ilerleme hareketleri sistematik bir şekilde devam etmiştir. 1552'de Kazan'ın düşmesiyle başlayan Rus yayılması 1885'te Batı Türkistan'ın işgaliyle tamamlanmıştır.
On sekizinci asırda Müslüman Tatarlar içinden hatırı sayılır bir kesim, Rusların siyasi, iktisadi ve dinî baskıları yüzünden yurtlarını terk ederek bugünkü Başkurdistan'a Urallar'a ve ötesine göç etmek mecburiyetinde kaldı. 1552 yılında Kazan Hanlığı'nın Korkunç İvan tarafından yıkılmasından beri, Tatarların Kazan'a nehir ve ulaşım yollarına yakın yerlere yerleşmeleri yasaklanmıştı. Müslümanlıktan vazgeçmeyen Tatar halkı, köylerde yaşamaya mahkûm edilmişti. Bu dönemde kontrolden uzak olması sebebiyle Tatarlardan bazı gruplar Başkurt ve Mordovların yaşadığı bölgelere yerleştiler. Buralarda gizli mektepler açtılar.
1774'te çıkan Pugaçev İsyanı sonunda Tatarlar, Ruslardan birtakım dinî ve ticarî serbestlik aldılar. 1789'da yayınlanan bir kararnameyle Orenburg'da müftülük kuruldu ve İslamiyet resmen Ruslar tarafından tanınmış oldu. Bu durum ancak yarım asır sürdü. 1860'lı yıllarda Tatarlar devletin Hristiyanlaştırma ve Ruslaştırma politikalarına ufak çapta isyanlarla cevap verdiler. Bir kısmı da çeşitli bölgelere ve Anadolu'ya göç ettiler. Fakat buna taviz vermediler.
19 yüzyılda Tataristan'ın da bulunduğu İdil muhiti, Türk Dünyası içinde Ceditçilik yani yenileşme, aydınlanma hareketlerinin merkezi konumuna gelmiştir. İdil-Ural Tatarları arasında aydınlanma fikirlerini başta Abdünnasır Kursavi, Abdurrahim Utız-İmeni, İbrahim Helfin gibi kültür ve eğitim adamları öne sürmüşlerdir. Lakin 18. yüzyıl sonlarıyla 19. yüzyıl başlarında aydınlanma fikirlerinin yaygınlık kazanmasını sağlayacak sosyal-iktisadî ve kültürel-ideolojik şartlar gerekli derecede oluşmadığından, bu fikirler halk arasında yayılmamış, geniş bir yankı bulmamıştır. 19. yüzyılın ortasında Tatarlar arasında aydınlanma fikirleri, yeniden gelişmeye başlamış ve bu devrede yaygınlık kazanmıştır. Bu yıllarda Tatar aydınlanmasının Şehabeddin Mercani, Hüseyin Feyzhanov ve Kayyum Nasıri gibi temsilcilerinin fikirleri ve uygulamaları yaygınlık kazanmıştır.
İdil bölgesi Türk toplumunun yenileşmesi için fikirler gelişmiştir. Batılı tarzda eğitim görenler, Tatar halkının eğitimde ilerlemesi için batılı tarzın Tatar mektep ve medreselerine sokulması için girişimlerde bulundular. "Usul-i Cedit" denen Avrupa'daki okullar gibi yazı tahtası, öğretmenin kürsü ve sandalyesi, öğrencilerin de sıraları olmalı, sınıflar gerekli olan tablo ve haritalarla donatılmalıydı. Bu fikri savunanlara "ceditçi" dendi.
1917 İhtilali
1917 İhtilali (Ekim Devrimi) Rusya'da çarlığın devrilmesine ve geniş politik faaliyetlere sebep oldu. Bütün Rusya Müslümanlarının İttifakı toplandı ve ilk defa çarın tayin etmediği bir müftü seçildi. 1917 Haziran ayında Kazan'da toplanan kurultaydaysa “İç Rusya ve Sibirya Müslüman Türk-Tatarlarının” medeni muhtariyeti ilan edildi. Ardından 120 kişilik Millet Meclisi için seçimler yapıldı. Bu meclis 29 Kasım 1917'de İdil Ural Devleti projesini ilan etti. Bu devlet 1918'de Bolşevikler tarafından ortadan kaldırıldı.
İhtilalden sonra, diğer bazı alanlarda olduğu gibi Tatar yazılı kültürü de kan kaybetmeye başlar. Millî bağımsızlık duygusuyla yazdıkları eserlerle halkı aydınlatmayı amaçlayan ve ihtilali tasvip etmeyen Ayaz İshaki, Sadri Maksudi Arsal, Abdullah Battal Taymas, F. Tuktar gibi aydınlar ülkelerinden göçmeye mecbur kalırlar. Bu durum Tataristan'da birçok alanı etkileyecek büyük kayıplar doğuracaktır.
Bolşevikler Tatar-Başkurt ÖSSC'ni kurduklarını açıkladılar. 23 Mart 1919'da Başkurt, 27 Mayıs 1920'de de Tatar ÖSSC kuruldu. Böylece Tatar-Başkurt ÖSSC'nin yerine iki ufak muhtar cumhuriyetin kurulması bölgede Türk birliğinin parçalanmasına sebep oldu. Yirmili yılların başında ülkede diktatörlüğün güçlenmesi ve bütün hayatın zorla ideolojik zincirler altına alınması neticesinde, yazarların da sanat hürriyeti günden güne daralır, yazılan eserlerin değeri sadece sınıf mücadelesi ilkesi gözlüğünden değerlendirilmeye başlanır.
Bugünkü Tataristan
Sovyetler Birliği'nin dağılması sürecinde, 30 Ağustos 1990'da Tataristan da, tam siyasi bağımsızlığını ilan etti. Rusya'dan ayrılma niyetini bildirince, Rusya Parlamentosu buna ret cevabı verdi. Bu bağımsızlık hiçbir devlet tarafından tanınmamıştır. 15 Şubat 1994 tarihinde Rusya Federasyonu başkanı Boris Yeltsin ile Tataristan Cumhuriyeti başkanı Mintimer Şamiyev arasında imzalanan anlaşma ile Tataristan Cumhuriyeti resmen Rusya Federasyonu içerisinde Tataristan Cumhuriyeti olarak bir federal yapı niteliğini kazanmıştır. Söz lkonusu anlaşma daha sonra Tataristan Devlet Konsey'i tarafından kabul edilmiş, Tataristan anayasasının 1. maddesi anlaşma doğrultusunda değiştirilmiştir.
1992 yılında ülkede referandum ile yeni anayasa oylanmış ve % 62 kabul oyu ile kabul edilmiştir. 15 Şubat 1994 tarihinde Tataristan Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasında kurumların konu ve yetkilerinin sınırlandırılmasına dair antlaşma imzalanmıştır.










