Türkiye’nin en Büyük Biyografi ve Otobiyografi Sitesi

Jackson Pollock

Jackson Pollock

Doğum Tarihi: 28.Ocak.1912

Ölüm tarihi: 11.Ağustos.1956

Jackson Pollock kaç yaşında öldü : 44

Burcu: Kova

Meslek: Ressam

Doğum Yeri: Cody, Wyoming, Amerika Birleşik Devletleri

Ölüm Yeri: Springs, East Hampton, New York, Amerika Birleşik

Soyut dışavurumculuğun ve “drip painting” tekniğinin en ikonik ressamı

Jackson Pollock, 28 Ocak 1912 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Wyoming eyaletindeki Cody kentinde doğmuştur. Tam adı Paul Jackson Pollock olan sanatçı, Amerikalı ressamdır. 20. yüzyıl modern sanatının en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilen Jackson Pollock, özellikle tuvali yere sererek boya damlatma, sıçratma ve akıtma tekniğiyle geliştirdiği “drip painting” yöntemiyle tanınmıştır. Soyut dışavurumculuk akımının en önemli temsilcilerinden biri olmuş ve New York merkezli modern sanatın dünya sanat sahnesinde yükselmesinde belirleyici rol oynamıştır.



Jackson Pollock, Stella May McClure ve LeRoy Pollock’un beşinci çocukları olarak dünyaya geldi. Çocukluk yılları ailesinin sık taşınmaları nedeniyle Arizona ve California gibi farklı bölgelerde geçti. Sanatla olakisi, Lon ilişs Angeles'a yerleşen abisi Charles'ın eve sanat dergileri göndermesiyle başladı. Amerikan Batısı’nın geniş doğası, yerli sanat gelenekleri ve erken yaşta tanıdığı farklı kültürel imgeler, onun ilerideki görsel dünyasında dolaylı bir etki bıraktı. Pollock, 1921’de ailesinden ayrılarak Los Angeles’a gitti. El Sanatları Yüksek Okulu’nda ilüstratör ve ressam olan Frederick John de St. Vrain Schwankovsky’nin atölyesine girdi.

Jackson Pollock, gençlik yıllarında Los Angeles’ta Manual Arts High School’da eğitim gördü; ancak disiplin sorunları nedeniyle okul hayatı kesintili ilerledi. 1930’da New York’a giderek Art Students League’de Thomas Hart Benton ile çalıştı. Thomas Hart Benton’ın ritmik kompozisyon anlayışı ve figüratif Amerikan sahne resmi, Jackson Pollock’un erken döneminde etkili oldu.

Jackson Pollock, 1930’larda Büyük Buhran döneminde Works Progress Administration Federal Art Project kapsamında çalıştı. Bu dönem, ona düzenli üretim imkânı sağladı ve sanatını geliştirmesine yardımcı oldu. Erken eserlerinde Meksikalı duvar ressamları, özellikle Diego Rivera, José Clemente Orozco ve David Alfaro Siqueiros gibi sanatçıların büyük ölçekli, dramatik ve enerjik anlatımından etkilendi.

Jackson Pollock, psikolojik ve kişisel sorunlarla da mücadele etti. Alkol bağımlılığı, hayatının farklı dönemlerinde hem kişisel ilişkilerini hem de üretimini etkiledi. Psikanalizle ilgilenmesi ve bilinçdışı imgelerle kurduğu ilişki, özellikle 1940’lı yıllarda sembolik ve mitolojik öğeler taşıyan eserlerinde belirginleşti.

Jackson Pollock, 1943 yılında koleksiyoner ve galeri sahibi Peggy Guggenheim tarafından desteklenmeye başladı. Peggy Guggenheim, ona önemli bir sipariş vererek Mural adlı büyük ölçekli eserini yaptırdı. Bu çalışma, Pollock’un figüratif ve sembolik anlatıdan daha özgür, ritmik ve soyuta yaklaşan bir resim diline geçişinde önemli bir dönüm noktası oldu.

Jackson Pollock, 1945 yılında ressam Lee Krasner ile evlendi. Lee Krasner, yalnızca eşi değil, aynı zamanda onun sanatını destekleyen, yönlendiren ve modern sanat çevreleriyle ilişkisini güçlendiren önemli bir sanatçıydı. Çift, New York’un East Hampton bölgesindeki Springs’e taşındı. Long Island’da bir çiftlik evi satın aldı ve bir süre sonra çitliğin ahırını özel bir stüdyoya dönüştürdü ve en ünlü drip painting çalışmalarını bu mekânda üretti.

1939’da Jackson Pollock, Pablo Picasso’nun Modern Sanat Müzesi’ndeki sergisini keşfetti Picasso’nun sanatsal denemeleri, Pollock’un kendi işinin sınırlarını zorlamasına teşvik etti. Soyut Dışavurumculuk, II. Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda, özellikle New York’ta sanata radikal bir şekilde yön veren bir akım olmuştur.

Jackson Pollock, 1947-1950 yılları arasında kariyerinin en belirleyici dönemini yaşadı. Bu yıllarda tuvali şövale yerine yere sererek, fırça, çubuk, mala ve kutudan doğrudan akan boyalarla çalıştı. Boyayı tuvale damlatıyor, sıçratıyor, akıtıyor ve beden hareketini resmin doğrudan parçası haline getiriyordu. Bu yöntem, “action painting” kavramıyla ilişkilendirildi ve sanatçının hareketini, zamanını ve enerjisini resmin temel unsuru haline getirdi.

Jackson Pollock’un eserleri, geleneksel kompozisyon anlayışından uzaklaşarak tüm yüzeye yayılan, merkezsiz ve yoğun bir görsel yapı oluşturdu. Bu tarz, “all-over composition” olarak adlandırıldı. İzleyici, resimde belirli bir merkez ya da figür aramak yerine, boya izlerinin ritmi, katmanları, yönleri ve yoğunluğu içinde hareket eden bir görsel alanla karşılaşır.

Jackson Pollock, 1949 yılında Life dergisinde yayımlanan “Is he the greatest living painter in the United States?” başlıklı yazıyla geniş kamuoyunun dikkatini çekti. Bu yazı, onu yalnızca sanat çevrelerinde değil, Amerikan popüler kültüründe de tartışılan bir figür haline getirdi. Bir yandan modern sanatın dehası olarak görülürken, diğer yandan eserlerinin anlaşılmazlığı ve rastlantısallığı üzerine sert eleştiriler aldı.

Jackson Pollock, 1945 yılında ressam Lee Krasner ile evlendi.

Jackson Pollock, 1950’lerin başında drip tekniğinin doruğundan sonra daha koyu, figüratif izler taşıyan ve siyah-beyaz ağırlıklı çalışmalar üretmeye başladı. Ancak bu dönem, hem sanatsal arayışlarının hem de kişisel krizlerinin yoğunlaştığı bir süreçti. Alkol sorunu yeniden ağırlaştı ve üretimi istikrarsızlaştı.

Jackson Pollock, 1956'da alkol bağımlılığına yenik düşerek resim yapmayı bıraktı. Hayatı boyunca anlaşılmadığını hisseden Pollock, mutsuz bir yaşam sürdü. Evliliği kötü gittiği için eşi ile ayrı yaşamaya başladı ve 18 ay boyunca hiç resim yapmadı.

Jackson Pollock, 11 Ağustos 1956 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletindeki East Hampton bölgesinde geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Ölümü sırasında 44 yaşındaydı. Kısa yaşamına rağmen modern sanat tarihinde devrimci bir etki bıraktı. Resmi temsil, perspektif ve geleneksel fırça tekniğinden uzaklaştırarak beden, hareket, enerji ve süreç üzerine kurulu yeni bir görsel dilin öncüsü oldu.

Jackson Pollock, ölümünden sonra soyut dışavurumculuğun en güçlü sembollerinden biri olarak anılmaya devam etti. Onun sanatı, yalnızca Amerikan resminin değil, 20. yüzyıl dünya sanatının yönünü değiştiren temel kırılmalardan biri kabul edilir. Bugün Jackson Pollock, modern sanatın en tanınan, en tartışılan ve en etkili ressamlarından biri olarak değerlendirilmektedir.

Jackson Pollock'ın fırtınalı hayatı ele alındığı "Pollock" adlı filmde Ed Harris en iyi erkek oyuncu dalında 2000 yılı Akademi Ödülü adaylığı kazanmıştır.

Başlıca Eserleri:
1942 – Male and Female – Resim
1943 – Mural – Resim
1943 – The She-Wolf – Resim
1946 – The Key – Resim
1947 – Full Fathom Five – Resim
1947 – Lucifer – Resim
1948 – Number 1A, 1948 – Resim
1948 – Number 5, 1948 – Resim
1949 – Number 1, 1949 – Resim
1950 – Autumn Rhythm: Number 30 – Resim
1950 – Lavender Mist – Resim
1950 – One: Number 31, 1950 – Resim
1951 – Black and White Painting – Resim
1952 – Convergence – Resim
1953 – Blue Poles – Resim


Kaynak:Biyografiler.com