Türkiye’nin en Büyük Biyografi ve Otobiyografi Sitesi

Hannah Arendt

Hannah Arendt

Doğum Tarihi: 14.Ekim.1906

Ölüm tarihi: 04.Aralık.1975

Hannah Arendt kaç yaşında öldü : 69

Burcu: Terazi

Meslek: Filozof, Yazar, Akademisyen

Doğum Yeri: Linden, Hanover, Almanya

Ölüm Yeri: New York City, New York, Amerika Birleşik Devletleri

Hannah Arendt, Yahudi kökenli bir Alman yurttaşı olarak II. Dünya Savaşı sürecinde Nazilerin güttüğü Antisemitizm siyasete ve Yahudi soykırımına tanıklık etmiş ve bütün bu olup bitene bir anlam verme gayretiyle kötülük problemi üzerine odaklanmıştır.

Hannah Arendt, 14 Ekim 1906 tarihinde Almanya’nın Hanover yakınlarındaki Linden bölgesinde doğmuştur. Tam adı Johanna Arendt olan düşünür, Alman Yahudisi kökenli Amerikalı siyaset teorisyeni, yazar ve akademisyendir. Totalitarizm, otorite, özgürlük, devrim, şiddet, yurttaşlık, kamusal alan ve ahlaki sorumluluk üzerine geliştirdiği fikirlerle 20. yüzyıl siyaset düşüncesinin en etkili isimlerinden biri olmuştur. Özellikle The Origins of Totalitarianism, The Human Condition ve Eichmann in Jerusalem adlı eserleriyle tanınır.

Hannah Arendt, seküler Yahudi bir ailede büyüdü. Babası Paul Arendt mühendis, annesi Martha Cohn Arendt ise politik ve entelektüel ilgileri güçlü bir kadındı. Çocukluk yıllarını büyük ölçüde Königsberg’de geçirdi. Babasını küçük yaşta kaybetmesi ve erken yaşta felsefeye yönelmesi, onun düşünsel gelişiminde önemli rol oynadı.

Hannah Arendt, yükseköğreniminde felsefe, teoloji ve klasik filoloji alanlarına yöneldi. Marburg Üniversitesi’nde Martin Heidegger ile çalıştı ve onun düşüncesinden etkilendi. Daha sonra Freiburg Üniversitesi ve Heidelberg Üniversitesi’nde eğitim aldı. Doktora çalışmasını Karl Jaspers danışmanlığında tamamladı. Bu akademik çevre, onun varoluşçuluk, fenomenoloji ve siyaset felsefesiyle kurduğu ilişkiyi şekillendirdi.

Hannah Arendt, 1930’larda Nazi rejiminin yükselişiyle doğrudan siyasi baskıyla karşı karşıya kaldı. Yahudi kimliği ve Nazi karşıtı çalışmaları nedeniyle 1933’te Almanya’dan ayrılmak zorunda kaldı. Önce Paris’e gitti ve burada Yahudi mültecilere yardım eden kuruluşlarla çalıştı. Bu dönem, onun vatansızlık, haklar, azınlıklar ve modern devletin dışladığı insanlar üzerine geliştireceği düşüncelerin temel deneyimlerinden biri oldu.

Hannah Arendt, 1941 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. New York’a yerleştikten sonra gazetecilik, editörlük, akademik yazı ve siyaset teorisi alanlarında çalıştı. 1951 yılında Amerikan vatandaşlığı aldı. Aynı yıl yayımladığı The Origins of Totalitarianism adlı eseri, Nazi Almanyası ve Stalinist Sovyet sistemi üzerinden totaliter rejimlerin yapısını, ideolojisini, terör mekanizmasını ve kitle toplumu içindeki köklerini analiz etti.

Hannah Arendt, totalitarizm analizinde antisemitizm, emperyalizm ve modern kitle hareketleri arasındaki ilişkiye odaklandı. Ona göre totalitarizm, yalnızca baskıcı bir devlet biçimi değil, insanları yalnızlaştıran, gerçekliği ideolojiyle değiştiren ve bireysel ahlaki yargıyı yok eden radikal bir modern siyasal deneyimdi. Bu yaklaşım, siyaset bilimi ve tarih yazımında kalıcı bir etki yarattı.

Hannah Arendt, 1958 yılında yayımladığı The Human Condition adlı eserinde insan etkinliğini “emek”, “iş” ve “eylem” ayrımı üzerinden inceledi. Bu kitapta kamusal alan, özgürlük, çoğulluk ve siyasal eylem kavramlarını merkeze aldı. Ona göre insanın gerçek siyasal varoluşu, başkalarıyla birlikte kamusal alanda konuşma ve eyleme kapasitesinde ortaya çıkar.

Hannah Arendt, 1961 yılında Nazi suçlusu Adolf Eichmann’ın yargılanma sürecini belgelemek için muhabir olarak New York’dan Kudüs’e seyahat etti. Yahudi Soykırımı’nın merkezi figürlerinden olan ve Avrupa’da altı milyon insanın öldürülmesinden sorumlusu Gestapo şefi Heinrich Himmler’in emri altındaki Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılamasını The New Yorker için izledi. Bu gözlemlerinden doğan Eichmann in Jerusalem adlı eseri, büyük tartışma yarattı. Kitapta geliştirdiği “banality of evil”, yani “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, modern bürokratik sistemlerde korkunç suçların yalnızca şeytani kişilikler tarafından değil, düşünmeden itaat eden sıradan insanlar tarafından da işlenebileceğini savundu.

Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” yorumu, hem büyük etki yarattı hem de yoğun biçimde eleştirildi. Bazı yorumcular onun Adolf Eichmann’ı yeterince ideolojik ve antisemitik bir fail olarak değerlendirmediğini savundu. Buna rağmen kavram, modern ahlak felsefesi, hukuk, siyaset teorisi ve soykırım çalışmaları içinde en çok tartışılan düşünsel ifadelerden biri haline geldi.

Hannah Arendt, 1963 yılında yayımladığı On Revolution adlı eserinde Amerikan ve Fransız devrimlerini karşılaştırdı. Amerikan Devrimi’ni kalıcı siyasal özgürlük kurumları yaratma kapasitesi açısından daha başarılı görürken, Fransız Devrimi’nin toplumsal sorunlar ve şiddet dinamikleri içinde farklı bir yöne sürüklendiğini savundu. Bu yorumları, devrim teorisi tartışmalarında özgün ve tartışmalı bir yer edindi.

Hannah Arendt, 1970 yılında yayımlanan On Violence adlı çalışmasında güç, otorite, şiddet ve iktidar arasındaki farkları ele aldı. Ona göre güç, insanların birlikte eyleme kapasitesinden doğarken; şiddet, araçsal ve çoğu zaman gücün zayıfladığı yerde ortaya çıkan bir olguydu. Bu ayrım, modern siyasal hareketler ve devlet şiddeti üzerine yapılan tartışmalarda önemli bir teorik çerçeve sundu.

Hannah Arendt, Chicago Üniversitesi, The New School ve çeşitli Amerikan üniversitelerinde ders verdi. Akademik kimliği kadar bağımsız düşünür tavrıyla da tanındı. Kendisine filozof denmesini çoğu zaman mesafeyle karşıladı ve çalışmalarını daha çok “siyaset teorisi” alanında konumlandırdı. Düşüncesinde bireysel yargı, kamusal sorumluluk ve çoğulluk temel kavramlar olarak öne çıktı.

Hannah Arendt, 4 Aralık 1975 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde 69 yaşında kalp krizi neticesinde hayatını kaybetti. Ölümünden sonra yayımlanan The Life of the Mind adlı çalışması, düşünme, isteme ve yargılama üzerine geç dönem felsefi ilgilerini yansıttı. Bugün Hannah Arendt, totalitarizm, insan hakları, mültecilik, siyasal eylem, kötülük, ahlaki sorumluluk ve kamusal alan üzerine en etkili modern düşünürlerden biri olarak kabul edilmektedir.

Evlilikleri :
1. eşi: Günther Anders (e. 1929–1937)
2. eşi: Heinrich Blücher (e. 1940–1970)

Başlıca Eserleri:
1951 – The Origins of Totalitarianism – Siyaset Teorisi Kitabı
1958 – The Human Condition – Siyaset Felsefesi Kitabı
1961 – Between Past and Future – Deneme Kitabı
1963 – Eichmann in Jerusalem – Siyaset / Hukuk / Tarih İncelemesi
1963 – On Revolution – Siyaset Teorisi Kitabı
1968 – Men in Dark Times – Deneme Kitabı
1970 – On Violence – Siyaset Teorisi Kitabı
1972 – Crises of the Republic – Siyaset Yazıları
1978 – The Life of the Mind – Felsefe Kitabı


Kaynak:Biyografiler.com